Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dönüş

Bu senenin başından beri Rize'ye gitmek için planlar yapıyordum. Orada neler yapacağım, nasıl kafamı dinleyeceğim, her şeyi planlamıştım. Ama malum evdeki hesap çoğu zaman çarşıya uymuyor. Hele ki benim hesaplarım... Tatil yerine yardım için gitmiş oldum bu sene. Gerçi iyi oldu, ailemin yanında olmam. Oralarda olmam... Uzun uzun anlatacaklarım var; Rize'ye, yaptığı son şeyden sonra babama, Türkiye'nin en kötü müşteri memnuniyeti olan firmaya, fiyatın kaliteyi getirmediğinin kanıtına dair yazacaklarım olacak.  Hayat ve ölümün yanında daha kötülerinin de olduğuna dair de söyleyeceklerim var. Neden bu haldeyiz sorusuna cevaplarım da var. Ama son sözüm hala geçerli o yüzden hiç girmeyeceğim o konulara. Gittim. Gördüm. Geldim. Bir kez daha... Büyük depremden sonra bölgede dolaşırken hissetiklerimle aynı şeyleri hissederek.

151° den 182° ye

Son birkaç senedir Ramazan aylarını ya tamamen ya da büyük bir çoğunluğunu yalnız geçiriyorum. Bunun da etkisi vardır mutlaka ama artık İstanbul’daki oruç zamanları eski tadı vermiyor. Etrafta Ramazan ayının geldiğine dair neredeyse hiçbir ibare yok. (Ramazan eğlencesi denilen şeye sonuna kadar karşıyım. Ramazan ayı eğlence ayı değil, fakir ve fukaranın halinden anlamak ve Allah’a yakınlaşmak demektir.) Bu sene iftar çadırları da kurulmayınca ortam iyice bozuldu. Neyse benim esas olayım bu değil. Olay şu ki gidiyorum. En azından kalan kısmında eskisi gibi vakitler geçirebileceğim ve bayramda da ailemin yanında olacağım. Hem yakınlardan sesler hem de manzaralar için… Gidiyorum yüzümü 151° den 182° ye çevirmeye… Haydi, kalın sağlıcakla… Dün yukarıdakilerdi aklımdan, kalbimden geçenler. Şimdiyse geçen sene sıkıldım dediğimden on kat daha kötü durumdayım. Memleketimde can kayıplarıda olan, bilinen en kötü doğal afeti var ve ben yarın oraya gidiyorum. Tek tesellim aliemin mahsur kalm...

Bakış açısı

Kanatlara ihtiyacı yok her uçmak isteyenin Gökdelenlerin çatıları var, çıkılması zor Kanatlara ihtiyacı yok her uçmak isteyenin Asma köprüler var, çılgın denizlerin üstünde Kanatlara ihtiyacı yok her uçmak isteyenin Ölüm var be gözüm, ölüm bile var Kanatlara ihtiyacı yok her uçmak isteyenin Aşk var be gözüm, sonunda aşk var Ne yüksek gökdelenlere ne de asma köprülere ihtiyacı yok Her ölmek isteyenin, aşk var be gözüm sonunda aşk var

Siz bilirsiniz manifestosu

Şu son dönemde burada çok fazla siyasi içerikli yazı yer aldı. Çevremde de çok fazla tartıştım. Sürekli olarak bir şeyler anlatmaya çalıştım. Kendi bakış açımı anlatmak ve bir de buradan bakın demek için çok çaba sarf ettim. Ama sonunda anladım ki bu yaptıklarımın günlük yaşamın hoşça vakit geçirilen zaman dilimleri olmaktan öteye anlamı yok! Ben de vazgeçtim. Bu da buraya yazacağım son siyaset ve ülke gündemi içerikli yazı olacak. Sırf ben demiştim ya da siz demiştiniz diyebilmek için yazıyorum bunları. Çokça Ak Parti hükümetinin politikalarını savunurken buldum kendimi. Açılım politikası dışında yapılanlardan neredeyse hiçbirine karşı çıkmadım. Hatta açılım politikasında da sadece yönteme karşı çıktım. Aşağıda bazılarını ve görüşlerimi son kez özetlemeye çalışacağım. • Evet, bana göre bu ülkenin günümüzde bir Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır. Ancak bazıları bu sorunun olduğunu inatla söylüyorsa ve geçmişte gerçekten böyle bir sorun varsa; bu, çözümlendi şeklinde rafa kaldırı...

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç...

Beyhude

Be hey beyhude nefsim Hep ait olacak bir kapı aradın. Gece oldu havada, Gün oldu karada baktın. Be hey beyhude nefsim Başkalarının kapısına kul olmak istedin. Kurtuluşun yolu ayrı, Varacağın yer ayrı gezdin. Be hey beyhude nefsim Aidiyetini sunacak bir us aradın durdun. Us'lu üstatlar geldi, Us'lar üstatlarla gitti. Be hey beyhude nefsim Bir gün kapıda kul, Öteki gün köpek oldun. Oldun da unuttun. Be hey beyhude nefsim Aidiyeti sunulacak olanı unuttun Bidate daldın. O'na aracılar aradın. Be hey beyhude nefsim Her hayrın başı değil mi adı? Değil mi ki O, Ekber? Düştün, sarılacak kimi ararsın? Be hey beyhude nefsim Aradığın aidiyet, kurtuluş işte tam burada. Ne havada ne de karada Yakın, doğru baktığında senden de sana.

Bunlar "Elit" değil..! Vatansever..!

... Kendisi dahi kabul etse, ben bu konuşmayı yaptım, bu seminerde böyle bir senaryo konuşuldu dese eski bir komutan, masumiyet karinesi gereği suçsuz ve vatanına şerefle hizmet etmiş bir subay olurmuş. O yüzden suçlu olamazmış. Güney sahillerinde bir yerlerini yayarak otururken kalp krizi riski olmayan çok değerli eski komutanımız, tutuklamayı duyar duymaz bir anda yüksek kalp krizi riski ile hastaneye yatsa da bunda hiçbir sorun görülmezmiş. Kimse de çıkıp “lan” arkadaş sen o sıcakta ne yapıyordun diye sormazmış. ... Git kebabına devam et sen yine. Şerefin yüzünden hiç eksik olmasın. Benim OKS, ÖSS, KPSS'yi kaçıran gencim/vatandaşım raporla hayatını kurtaramazken. Sen yat yumurtalarının üstüne kebap yap, başında da doktor/hemşire beklesin. Şeref ve haysiyetini sergilemeye devam et… Hipokratmış, doktormuş, yeminmiş, yüksek kalp krizi riskiymiş, karar bozulmasıymış, iyeleşmiş, miş, miş, şerefsizmiş... Sonra seni bulup deliğe tıkamayan adalet bu yazdıklarımdan sonra beni bulsun. ...