Ana içeriğe atla

Görelilik: Zaman, mekan ve Sen

Görelilik kuramı bir yönüyle der ki; konumları farklı gözlemciler aynı olayın zaman ve oluş şeklini farklı algılarlar. Bu algı ve zaman yanılgısı dışarıdan bakan bir başkası için ayrı bir zorluk çıkartır. Çünkü o da ayrı bir konumdan ve ilk olaydan tamamen bağımsız bir başka olayı gözlemlemekte ve yorumlamaya çalışmaktadır.

Her birimizin yaşadığı hayat ve süresi görelilik gereğince özneldir. Yani dünyada genel yanlışlar değil bireysel doğrular hüküm sürer. Bu bilgiye vakıf olunmasına rağmen başkasını yargılamak yanlıştır. Ama işin ilginç yanı bu sonuca ulaşan kişi de hatalıdır. O halde dünya yanlışlar üzerine kuruludur. Bireysel doğruların yerine de genel yanlışlar vardır ve tüm yaşamımızı doğrularımız değil yanlışlarımız yönlendirir.

Görelilik kütle üzerine yoğunlaşır. Kütlesi büyük olan cisim etrafındaki daha küçük kütleli cisimleri kendine çeker. Ancak bu kütle yoğunluğu bazen o kadar çok artar ki o cisim kendi içine çöker. Hatta sırf kendi çökmekle kalmaz kendi karanlığına çekim alanında olanları da çeker.

Görelilik aynı zamanda cismin oluşturduğu çekim alanının uzay zamanı da büktüğünü söyler. Örneğin güneşin arkasında kalan bir yıldızdan dünyamıza gelen ışık dalgaları güneşin yanından geçerken bükülür. Bu bükülme işi aynı zamanda yıldızın ışığının bize geç ulaşmasına da sebep olur.

Göreliliğin bu üç açıklaması hayatlarımızda da etkilidir. Birisi bazen bizim tüm doğrularımızı yanlış kılar. Bazen zamanımız onun etkisinde kalır, geçmiş yanıbaşımızda ve şimdi olanın zamanını dahi değiştirir. Algımız yanılgımız olur. Bazen o kadar ağırlaşırız ki kendi içimize doğru çökmeye başlarız, etrafımızdakileri de yanımızda sürükleyerek. Tüm doğrular bizimdir başta. Sonundaysa tüm yanlışlar...

Dün farklı bilimsel gerçekler vardı. Bugün başkaları var. Yarın ise bugünden çok daha farklı olacak! Algımız, anlayışımız ve aklımız farklı işleyecek. Farklı mekanlardan bakıp hem zamanı hem de olayları farklı anlayacağız. Bugünün doğruları yarının yanlışları olacak ve biz unutacağız. Unutacak mıyız?

Dünün "keşke"leri bugünün acabalarından kaynaklanacak! Eğilip bükülen zaman belki de bize geç kalınmış şeyleri yakalayabilme imkanını verecek. Belki!

Çünkü...

Yorumlar

  1. Neyi, nasıl görmek istiyorsak birazda öyle gelişiyor doğrular ve yanlışlar.
    Zaman geriye dönüp baktığında kısalıyor sadece.

    Şuna dikkat etmeli bence, biz mi geç bırakıyoruz yoksa geç mi kalıyoruz? Veya bunlar için elimizden geleni yapıyor muyuz?

    Acabaları keşkelere dönüştürmemek dileği ile..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nebula Bilişim 20 yaşında!

Bir misyon bir okul 20 yaşına ulaştı. Nebula Bilişim bugün itibariyle 20. Yılında… Bir masanın etrafında toplanmış dört kişi kafa kafaya ne yapacağımızı konuştuğumuz günleri dün gibi hatırlıyorum. Marka adı, logo-fatura-irsaliye-kartvizit tasarımları, muhasebe işlemleri, ofisin bulunması-dekorasyonu, kuruluş için gerekli resmi hazırlıklar. Neredeyse tüm işlemleri kendimiz yaptık. Elbette bazı arkadaşlarımızın desteklerini de hiç bir zaman unutmayacağız. Nebula’nın ilk kurulduğu günlerde maliyetlerimiz artmasın diye evimdeki masa üstü bilgisayar ve ekranlarımı ofise taşıyışım ve aylarca onları kullandığımız hala hatırımda. Mesela faks cihazına bütçe ayırmamak için yaptıklarımız bugünkü nesle çok komik gelirdi. Muhasebe yazılımı olarak kullandığımız çözümü adam etmek için az çaba sarf etmedik. Mutfak gereçlerimizi temiz tutmak için yaptıklarımızı kime anlatsam inanmaz! Aşağıdaki fotoğraflar çalışma ortamımızın ilk fotoğrafları olabilir. Yok merak etmeyin, bunları o eski günler ede...

Yardım Faaliyetleri ve Organizasyonu Hakkında

17 Ağustos 1999 depreminde sahada bizzat bulunmuştum. Yardım malzemesi yüklü kamyonlarla saha gitmiş. Elimizden gelen çabayı sergilemiştik. O gün kendi başına yapılan organizasyonların eğer çok boyutlu ve iyi planlanmamışsa başarıya ulaşmayacağını anlamıştım. Bugün geldimiz noktada 99 ile kıyaslanamayacak kadar çok yol kat etmiş durumdayız. Afet sonrası hazılıklar ve koordinasyon geçmiş ile kıyaslanamayacak kadar ileri seviyede. Yeterli mi? Değil! Daha iyi mümkün mü? Her zaman! Ancak bir konunun çok net altını çizmemiz gerekiyor. Sivil toplum kuruluşları ve yardım dernekleri bu tarz felaket anlarının vazgeçilmez kuruluşlarıdır. Onlar olmasa şu an şikayet edecek bir şeyimiz dahi olamazdı. Birkaç yıl önce (2011) bazı yardım kuruluşlarının (Deniz Feneri, Lösev ve Mehmetçik Vakfı) kurban bağışı organizasyonundaki usülsüzlükler ortaya çıkmıştı. Bu kuruluşların simsarlar ve aracılar tarafından kandırıldığı ve aslında ilgili vecibelerin ya hiç ya da eksik yerine getirildiği ortaya çıkmıştı. A...

Yobaz (Yalan İki)

Evden çıktım ve her zamanki gibi, çocukluğumda öğretildiğim şeyi tekrarladım; önce sağıma sonra soluma baktım. Bu kez her zamankinden uzun… Evin basamaklarında durduğumda sağ tarafta, kendimi bildim bileli orada olan ve görüşümü engelleyip, her daim beni rahatsız eden duvarın yerinde olmadığını fark ettim. “Görüşüme duvar örmüştü eski sahipleri ama keşke onlar geri gelse de duvarlarını ben örsem” dedim. Önceki sene sol yanımızdaki çökmek üzere olan evin girişini çevirdikleri demir bariyerleri de kaldırmışlardı. O bariyerler benimle birlikte sanki tüm semti çevreliyorlardı. Sokak kapısından her çıkışımda, tam da açık havaya çıkarken, başıma geçirilmiş ve görüşümü kısıtlayan at gözlükleri gibi görürdüm o engelleri. Sanki önce sağıma ve sonra soluma bakıp ilk anda sokağımı göremediğimde kendimi hazır hissetmezdim çıkıp dolaşmaya. Bugün bu nedenle biraz daha uzun bir süre, önce sağımda olmadığına şükrettiğim duvarı aşarak baktım ve selam verdim o tarafa doğru. Sokak uzunca bir zamandır old...